Pricing · 3 dk okuma

Herkese aynı iskonto: marjı sessizce eriten karar

Tüm müşterilere aynı iskontoyu uygulamak yönetimsel olarak kolaydır, ama pahalıdır. Her müşteri aynı fiyat hassasiyetine sahip değildir; bazıları indirimsiz de alacaktı. Standart iskonto, ihtiyaç duymayana indirim vererek marjı sessizce eritir.

İskonto kararı çoğu şirkette tek bir oranla yönetilir: “Bu dönem yüzde 10 indirim.” Oran belirlenir, tüm müşterilere veya tüm bir kanala uygulanır, iş biter. Bu yaklaşım yönetimsel olarak kolaydır; tartışmayı bitirir, uygulaması basittir, adil görünür.

Ama bu kolaylık pahalıya mal olur. Çünkü herkese aynı iskonto, müşterilerin birbirinden farklı olduğu gerçeğini görmezden gelir.

Her müşteri aynı fiyat hassasiyetine sahip değildir. Bazı müşteriler indirim olmadan almazlar — onlar için iskonto, satışı gerçekleştiren şeydir. Bazı müşteriler ise indirim olsun olmasın zaten alacaktı — onlar için iskonto, sadece bir hediyedir. İhtiyaç duymayana verilen her indirim, doğrudan marjdan düşülür ve hiçbir ek satış üretmez.

Standart iskonto, bu iki grubu ayırt edemez. Hepsine aynı indirimi verir. Ve ihtiyaç duymayan gruba verilen kısım, marjı sessizce eritir — kimse fark etmeden, çünkü tek bir oran adil ve düzenli görünür.

Doğru soru “bu dönem yüzde kaç indirim?” değildir. Doğru soru şudur:

Bu iskonto, satışı gerçekten gerçekleştiren müşteriye mi gidiyor, yoksa zaten alacak olana hediye olarak mı?

Tek oran, farklı müşterileri ezer

Tek bir iskonto oranı, müşteri tabanındaki çeşitliliği tek bir ortalamaya ezer. Ve ortalama bir karar, hem fazla hem eksik verir.

Fiyat hassasiyeti yüksek bir müşteriye yüzde 10 yeterli gelmeyebilir; o müşteri daha derin bir indirim olmadan almaz, ve standart oran onu kaçırır. Fiyat hassasiyeti düşük bir müşteriye ise yüzde 10 gereksizdir; o zaten alacaktı, ve standart oran ona bedava marj armağan eder. Aynı oran, birinde fırsat kaçırır, diğerinde para kaybeder.

Sorun, iskontonun kendisi değildir. İskontonun ayrım yapmadan, herkese aynı şekilde uygulanmasıdır. Marj kaybı, indirimin varlığından değil, yanlış kişiye gitmesinden doğar.

Hassasiyet bir spektrumdur

Müşteriler, fiyat hassasiyeti açısından bir spektrumda yer alır. Bir uçta, fiyata çok duyarlı, indirim olmadan almayan müşteriler; diğer uçta, ilişki, hizmet veya alışkanlık nedeniyle fiyata az duyarlı, indirimsiz de alan müşteriler.

Bu hassasiyet, müşterinin geçmiş davranışında izler bırakır: indirim dönemlerinde mi alıyor, yoksa her zaman mı? Fiyat değişimlerine nasıl tepki veriyor? Rakip fiyatına ne kadar duyarlı? Bu sinyaller, müşterinin hangi hassasiyet bandında olduğuna dair fikir verir.

İskonto, bu banda göre farklılaştırıldığında çok daha verimli olur: hassas müşteriye satışı sağlayacak kadar indirim, hassas olmayana ise gereksiz indirim vermemek. Amaç, herkese daha az indirim vermek değil; indirimi en çok işe yarayacağı yere yöneltmektir.

Farklılaştırma, kaos değildir

Bir itiraz haklıdır: müşteri bazlı farklı iskonto, yönetilemez bir kaosa, kayırmacılığa veya tutarsızlığa yol açabilir. Tek oranın cazibesi, tam da bu kaostan kaçınmasıdır.

Ama farklılaştırma, keyfîlik demek değildir. İyi tasarlanmış bir yapıda, iskonto kişisel pazarlığa değil, hassasiyet bandına ve net kurallara bağlanır. Belirli bir banttaki müşteriye belirli bir aralık; bandın dışına çıkmak için onay. Bu, “her satışçı istediğine istediğini versin” değildir; tersine, iskontoyu kişisel keyiften çıkarıp bir karar çerçevesine oturtmaktır.

Yani gerçek seçim, “tek oran mı, kaos mu?” değildir. “Kör tek oran mı, yoksa hassasiyete göre kurallı farklılaştırma mı?” seçimidir. İkincisi hem daha kârlı hem de daha disiplinlidir.

Marj erozyonu sessizdir

Herkese aynı iskontonun en tehlikeli yanı, maliyetinin görünmez olmasıdır.

Yanlış kişiye verilen indirim, bir hata gibi görünmez. Tek bir büyük kayıp yoktur; sadece binlerce küçük, gereksiz indirimin toplamı vardır. Her biri ayrı ayrı önemsiz görünür, ama toplamda marjın önemli bir kısmını eritir. Ve tek bir oran düzenli ve adil göründüğü için, kimse bu erozyonu sorgulamaz.

Bu sessizlik, sorunu kalıcı yapar. Görünür bir hata düzeltilir; görünmez bir erozyon yıllarca sürer. Marjı geri kazanmanın ilk adımı, bu sessiz kaybı görünür kılmaktır: iskontonun ne kadarı satışı gerçekleştirdi, ne kadarı sadece hediye oldu?

Sonuç

Tüm müşterilere aynı iskontoyu uygulamak kolay ve adil görünür, ama pahalıdır. Çünkü her müşteri aynı fiyat hassasiyetine sahip değildir: bazıları indirim olmadan almaz, bazıları zaten alacaktı. Standart iskonto bu ikisini ayırt edemez ve ihtiyaç duymayana verdiği indirimle marjı sessizce eritir.

Çözüm, iskontoyu hassasiyete göre, ama keyfî değil kurallı bir şekilde farklılaştırmaktır. Amaç herkese daha az indirim değil, indirimi en çok işe yarayacağı yere yöneltmektir. İlk adım, sessiz marj erozyonunu görünür kılmaktır.

Doğru soru şudur:

Bu dönem yüzde kaç indirim vereceğimizi mi tartışıyoruz, yoksa indirimin satışı gerçekleştiren müşteriye mi yoksa zaten alacak olana mı gittiğini mi görüyoruz?

İskonto yapınızı, müşteri fiyat hassasiyetine göre kurallı bir şekilde farklılaştırarak marj erozyonunu azaltmak için birlikte bir çerçeve çıkarabiliriz. →

← Tüm Lab yazıları